Yeni Emlak Ekle
Emlak Talepleriniz
  Türkçe
Ana Sayfa Satılıklar Kiralıklar Hakkımızda Satış Prosedürü Şehir Tanıtımı İletişim  
 
Emlak Arama
Şehir :
Semt :
Durum :
Türü :
M.Kare :
 
Fiyat :
 
 
Referans Kodu
Referans Kodu :
 
E-Posta Listesi
Yeniliklerden haberdar olmak için E-Posta listemize kayıt olabilirsiniz.
İsim Soyad :
E-Posta :
 
En Uygun Satılıklar
Muğla / Ölüdeniz
Apart / Pansiyon / Ölüdeniz Butik Apart Otel ( AİLE )
60 TL
Muğla / Fethiye
Otel / Fethiye Pansiyon Denize Sıfır
60 TL
Muğla / Fethiye
Apart Otel / Otel
78 TL
Muğla / Fethiye
Otel / Otel
80 TL
Muğla / Fethiye
Otel / Otel
85 TL
En Uygun Kiralıklar
Muğla / Fethiye
Otel / Fethiye Pansiyon Denize Sıfır
60 TL
Muğla / Ölüdeniz
Apart / Pansiyon / Ölüdeniz Butik Apart Otel ( AİLE )
60 TL
Muğla / Fethiye
Apart Otel / Otel
78 TL
Muğla / Fethiye
Otel / Otel
80 TL
Muğla / Fethiye
Otel / Otel
85 TL
Döviz Bilgileri
T.C.M.B Alış Satış
 EUR 1 2
 USD 1 2
 GBP 0 2
Fethiye hakkında bilgi kısa genel bilgi herşey
EN UYGUN EN EKONOMİK fethiye ölüdeniz çalış otelleri pansiyon apart oteller DİREKT TELEFONLARI www.fethiye-apartoteller.com Fethiye Otelleri Ölüdeniz Otelleri Fethiye Pansiyon Ölüdeniz Pansiyon Fethiye Apart Ölüdeniz Apart Termal Oteller Balayı Otelleri İslami Oteller İstanbul Otelleri FETHİYE VE FETHİYEDE GEZİLECEK GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER HAKKINDA DETAYLI BİLGİLER

Aydınlıklar Ülkesi'nin el değmemiş bakiresi'' Fethiye, Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların serpiştiği Fethiye körfezinde arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alır.

Kaya mezarları ve kale önünden bir düzlüğe, Karagözler'den denize doğru iner.

Ufkunu şövalye adası, Günlükbaşı ve karşılarındaki dağlar oluşturmaktadır.

Fethiye, Persler, Likyalılar, Karyalılar, Romalılara ait eserleri ile tanınmıştır. Kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve coğrafyası ile önemli turizm merkezlerimizdendir.

Tarihçe:Likya-Karya sınırında bir kıyı kenti olan bugünkü Fethiye'nin Antik Çağlardaki adı Telmessosdur.

Kuruluşuna ilişkin kesin bir bilgiden yoksun olduğumuz kentin bilinen en eski yazılı belgelere göre M.Ö. V. yüzyıldan beri var olduğu söylenebilir. Telmessos uzun süre Likya'dan ayrı bağımsız bir kent olarak varlığını sürdürdü.

Kent sırasıyla Pers, Büyük İskender, Roma, Bergama Krallığı, Bizans, Menteşeoğulları ve Osmanlıların egemenliğinde kalmıştır.

* İKLİM * Yörede, sıcak ve kurak yazları, ılık ve yağışlı kışları ile Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yaz aylarında 30 derece civarında olan sıcaklık, kışın genellikle 10 derecenin üzerindedir. Deniz suyu sıcaklığı hiçbir mevsimde 16 derecenin altına düşmez.

* ULAŞIM * Karayolu: Muğla, Antalya ve Burdur bağlantılı üç karayolu Fethiye'yi Türkiye'nin bütün kentlerine ulaştırır.

Havayolu: Havayolu ulaşımı için en yakın alan, 50 km. uzaklıktaki Dalaman ve 255 km. uzaklıktaki Bodrum havaalanlarıdır. Türk Hava Yollarının yaz kış sürdürdüğü seferlerin yanı sıra, turizm sezonu boyunca pek çok Avrupa kentinden düzenlenen uçuşlardan yararlanmak mümkündür. Yine üç saatlik bir uzaklıkta olan Antalya Havaalanı da Fethiye'ye ulaşımı sağlayan diğer önemli odak noktasıdır.

Denizyolu: Çok korunaklı bir doğal yapıya sahip olan Fethiye Limanı bütün yatçıların uğrak yeridir. Türk Denizyollarına ait gemiler de yaz aylarında düzenlenen Akdeniz turlarında Fethiye'ye uğramaktadır.

* GEZİLECEK YERLER *

Antik Kentler Gemiler Adası: Ölüdeniz ya da Gemiler Koyu'ndan teknelerle ulaşılan ada üzerinde M.S. 5 -11. yy.lar arası yapılmış Bizans dönemine ait kilise, şapel sivil yapı kalıntıları bulunmaktadır. Hıristiyanlığın ilk yayılma merkezlerinden biri olması nedeni ile önem taşımaktadır. St. Nicolas olarak da bilinen ada, Mavi Tur teknelerinin uğrak yeridir.

Araxa: Fethiye'ye 40 km. uzaklıkta Antik Xanthos Çayının çıktığı yerde kurulmuştur. Bu olağan üstü su kaynağı mitolojik öykülere konu olmuştur. Bugün Ören Köyü sınırları içerisinde kalan kentten günümüze sur kalıntıları, hamam ve Bizans dönemine ait su yolu kalmıştır.

Tlos: Fethiye'ye 45 km. uzaklıktadır. Likya Federe Birliğinin 6 büyük kentinden biri ve birliğin ''spor merkezi'' dir. Uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen Mitolojik kahraman Bellaforonte'nin yaşadığı kent olarak bilinir. Likya bölgesindeki en eski kent olduğu ve kuruluşunun İ.Ö. 2000'lerden önceye dayandığı arkeoloji kazıları ile tespit edilmiştir. Kent akropolünün doğal kayası üzerinde oluşturulan mezarlığı, Likya'nın en güzel ev tipi mezarları ile süslenmiştir. Nekropoldeki İ.Ö. yy.a tarihlenen kral tipi mezarın ise Bellaforonte'ye adandığı bilinir.

Letoon: Fethiye'ye 55 km. uzaklıkta, Likya Federe Birliğinin dinsel merkezidir. Tanrıça Leto,Tanrıça Artemis ve Tanrıça Apollon'a adanmış 3 tapınağı ile ünlüdür. Arkeoloji kazıları 1962 yılından bu yana sürdürülen Letoon'da bölgenin erken Hıristiyanlık dönemine ilişkin kiliseleri de ortaya çıkartılmıştır.

Pinara: Akdağ'ın eteklerinde Fethiye'ye 55 km uzaklıktadır. Likya'nın en büyük kentlerinden biridir. Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinir ve tanrıça Afrodit'e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmıştır. Yüzlerce ''güvercin yuvası'' biçiminde hazırlanmış halk tipi mezarları Nekropolis'ini benzersiz kılar.

Cadianda: Fethiye'den 25 km. uzaklıktaki Üzümlü sınırlarındadır. Likya Federe Birliğine en son katılan kent olarak bilinir. İlginç fizik yapısı içinde kurulan kent doğal nedenlerle oldukça yıpranmıştır. Fethiye Müzesince gerçekleştirilen kazılar sonrası ortaya çıkan Tiyatrosu, Agorası,Stadyum-Hamam kompleksi ve anıt mezarları ile son yıllarda bölgenin ilgi odağı haline gelmiştir.

Kayaköy: Kuruluşu kesin olarak bilinmeyen ve depremler sonucu birkaç ev tipi mezarı dışında bütünüyle yok olan antik Karmillassos'un üzerinde 14. yy. dan başlayarak kurulmuş bir Rum yerleşimidir. Eski adı Levissi'dir Yaşamı boyunca çevresindeki beş Türk köyünün halkı ile bütünleşen ve dostluk, kardeşlik, barış kavramları üzerinde insanlık dersleri veren Kaya köy bölgemizin gurur kaynaklarından biridir. 1922 yılında Türk ve Yunan hükümetleri arasında imzalanan bir ''nüfus değişimi'' anlaşması uyarınca, Kaya köyün Rum ahalisi ile Batı Trakya'da yaşayan Türk ahali karşılıklı olarak yer değiştirmiştir.

Telmessos Antik Tiyatrosu: Antik kaynaklar Telmessos'da büyük bir tiyatronun olduğundan bahsetmekteydi. 1993 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan sondaj kazılarında erozyonla dolmuş olan 3-4 metrelik toprak tabakası altında tiyatronun oturma sıraları bulunmuştur. 1995 yılına kadar sürdürülen çalışmalar sonucu tiyatrodan kalabilen tüm kalıntılar bugün gün ışığına çıkartılmıştır. Erken Roma döneminde inşa edilen, M.S. 2.yüzyılda onarım geçiren tiyatronun 5000 kişi kapasiteli olduğu ve Bizans döneminde arena olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şimdiki haliyle 1500 kişinin kullanımına cevap veren Telmessos Tiyatrosu'nun onarımı için röleve projesi tamamlanmıştır.

Camiler Cezayirli Cami: Cami, 1791 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yapılmıştır. Hasan Paşa ayrıca Kemer Köprüsü, Yayla yolundaki Paşa Hanı, Yaka köyündeki su kemerleri gibi birçok yapıtı Fethiye'ye kazandırmıştır.

Hanlar Fethiye'nin başlıca hanları; Ilıca Hanı (Üzümlü yolu üstünde), İncir Hanı, Karatoprak Hanı (İnbecik yolunda), Kemer-Seki yolunda Paşa Hanı, Daydur Hanı ve Naldöken Hanlarıdır.

Kaya Mezarı Likya Kaya Mezarları: Şehir içinde Likya döneminden kalma M.Ö. 4.yy. eserleri dikkati çeker. Bunlar, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlardır. Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas'a ulaşılır. Bu mezar aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla görülür ve yaklaştıkça, büyüklüğü karşısında duyulan hayranlık artar. Soldaki sütunun orta kısmında, M.Ö. 4. yy. alfabesi ile ''herpamiasoğlu amintas'' yazılıdır. Bu kişinin kimliği tam olarak bilinmemektedir. İlçede görülmeye değer pek çok lahit mezar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Likya dönemine ait olanıdır. Deniz içerisinde yükselen mezarın ilginç bir görünümü vardır. İki katlı ön yüzünde dörtgen, ahşap kirişleri andıran oymalar ve gotik stili kemerli bir kapağı bulunmaktadır. Kapağın her iki yanı savaşları resmeden fresklerle bezenmiş olup, bunların kişinin yaşamı ile ilgili olduğu sanılmaktadır.

Kaleler Fethiye Kalesi: Şehrin güneyinde yükselen kalenin, Aziz John'un şövalyelerine ait olduğu sanılmaktadır. Duvarlara oyulmuş birkaç yazı, tarihi belirsiz bir sarnıç dışında, tepenin doğu yüzünde küçük ve basit iki kaya mezarı bulunmaktadır.

Plajlar Ölüdeniz:“Tanrının Dünyaya Bağışladığı Cennet” olarak nitelendirilen Ölüdeniz, 3 km’lik bir kumsala sahip bulunmaktadır. Ölüdeniz’de, açık ve koyu mavinin, açık ve koyu yeşil ile iç içe girdiği bir renk armonisi içinde yüzmenin doyumsuz mutluluğu tadılabilir. Yılın on ayı ılık ve durgun suyu ile doğal lagün görünümündeki Ölüdeniz; yerli ve yabancı turistler tarafından en çok tercih edilen yerlerden birisidir.

Fethiye’ye 14 km. uzaklıktaki Ölüdeniz ile Belcekız Plajı’nı, Kumburnu birbirinden ayırır. Belcekız’daki çok sayıda pansiyon, kamp, motel ve lokanta yılın her mevsimi hizmete açık bulunmaktadır. Çam ağaçları ile kaplı tertemiz kumsalı ve berrak denizi ile Kidrak buraya 3 km. uzaklıktadır.

Kıdrak: Belceğiz’in 3 km. güneyindeki koy, sık çam ağaçları, temiz kumsalı ve berrak denizi ile ideal bir günübirlik dinlenme yeridir.

Kelebekler Vadisi: Ölüdeniz’den 5-7 km. uzaklıkta, etrafı ortalama 350 m. yükseklikte dağlarla çevrili bu ilginç kanyon, adını Temmuz-Eylül ayları arasında görülen “Jarsey Tiger” adlı kelebeklerden almıştır. Yaz kış akan küçük şelale, geniş kumsal, tertemiz deniz, pırıl pırıl çakıl taşları ve çevreyi süsleyen pembe zakkum çiçekleri ile küçük bir yeryüzü cenneti olan koya ulaşım, Ölüdeniz’den teknelerle sağlanmaktadır. Dünya gezginlerinin buluşma yeri olan vadide çadırlı kamp alanı, restoran, bar, ruf, duş, kabin vb. olanaklar sunulmaktadır.

Saklıkent: Fethiye’ye 50 km. mesafede, Muğla – Antalya il sınırını teşkil eden Karaçay Deresi kenarında, uzunluğu 18 km., yüksekliği yer yer 600 m’yi bulan muhteşem bir kanyon içine gizlenmiş eşsiz bir doğa harikasıdır. Dimdik sarp kayalıkları, çınar ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu kaynak suları ile doğa tutkunları için dağcılık, yürüyüş, yüzme olanakları sunan eşsiz bir turizm merkezidir.

Yakapark: İnsan emeği ve yaratıcılığı ile doğanın engin zenginliğinin birlikte oluşturduğu, su sesi ve kuş sesinin gizeminde unutulmaz anların yaşanacağı bu eşsiz dinlenme yerine Yaka köyünden 2 km’lik bir yolla ulaşmak mümkündür.

Göcek: Fethiye’ye 30 km. uzaklıkta, Fethiye-Muğla karayolu üzerindedir. Şirin bir balıkçı kasabası görünümünde olan Göcek, son yıllarda yat turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Doğal limanının yanı sıra etrafını çevreleyen çamlık tepeleri, yakınındaki ören yerleri, çok sayıdaki adaları ve koyları ile eşsiz bir turizm cennetidir.

Son yıllarda sayıları hızla artan modern konaklama tesisleri ve marinası ile eşsiz bir turizm cenneti olma yolunda olan Göcek, Dalaman Havaalanı’na 20 km. mesafededir.

Adalar: Birbirinden güzel sayısız koylarla süslü Kapıdağı Yarımadası ve adalardan oluşan, balıkçıların “Karanlık İçi” olarak tanımladıkları bölge mavi yolculukların vazgeçilmez uğrak yerlerinden biridir. Fethiye ve Göcekten düzenlenen günübirlik turlarla da ulaşılabilen Yassıca Adalar, Hamam Koyu, Kurşunlu Koyu, Yavansu, Bedri Rahmi Koyu, Tersane Adası, Göbün Koyu, Boynuzbükü, Göcek Adası, Domuz Adası, Zeytin Adası, Kızıl Ada yörede “12 Adalar” olarak da anılmakta ve önemli bir çekim alanı özelliğini taşımaktadır.

Oyuktepe Koyları: İlçedeki iki büyük tatil köyünün de yer aldığı yarım adadaki Mempaşa, Küçük Samanlık, Boncuklu, Kuleli, Aksazlar, Akvaryum, Turunç Pınarı gibi doğal koylar, özellikle yöre halkının sıkça gittiği günübirlik mesire yerleridir.

Katrancı Koyu: Fethiye’ye 17 km. uzaklıkta Muğla – Fethiye karayolu üzerindedir. Denize kadar uzanan sık çam ağaçları ile kaplı koy, mavi ve yeşilin en güzel uyumunu sergiler. Koyda orman içi dinlenme alanı olup, duş, WC, kabin, içme suyu, büfe, kameriye, otopark gibi hizmetler mevcuttur. İdeal bir çadırlı kamping ve mesire yeridir.

Günlük (Küçük Kargı): Fethiye’ye 18 km. uzaklıkta, Muğla karayolu üzerinde bulunan koy dünyada eşine az rastlanan, güzel kokulu ve sık “günlük ağaçları”yla bezenmiştir. Pek çok hastalığın (kaşıntı, astım, bronşit, ülser ve mide rahatsızlıkları) tedavisinde ve parfümeri sanayiinde kullanılan sığla yağı, günlük ağacın salgısıdır.

Çalış Plajı: Kent merkezine 5 km. mesafede, Şövalye Adası karşısındadır. 4 km’lik kumsal boyunca oteller, pansiyonlar, kampingler ve lokantalar bulunmaktadır. Yeryüzünde gün batımının en güzel izlendiği yerlerden biri olarak nitelendirilen Çalış Plajı, su sporlarına elverişli denizinin yanında, “Caretta caretta” adıyla bilinen deniz kaplumbağası türünün kuluçka alanlarından biri olması dolayısı ile de ilçe turizminin en gözde yerlerinden biridir.

Hisarönü – Ovacık: Ölüdeniz beldesinde bulunan bu iki tipik Türk köyü, son yıllarda turizm potansiyellerini yoğun konaklama, alışveriş ve eğlence merkezi haline dönüştürebilmişlerdir. Ölüdeniz, Babadağ, Kaya köyü gibi çekim alanlarına da yakın olan bu iki köy, günümüzde özellikle yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.

Sportif Etkinlikler

Yamaç Paraşütü: Fethiye'de 6 Seyahat Acentesi tarafından, 1975 metre yükseklikteki Babadağı'n doruklarından gerçekleştirilen yamaç paraşütüne ilgi, tüm dünyada bir çığ gibi büyümektedir. Termik noktalarının zengin ve yaygın olması, atlayıştan sonra, daha da yükselerek deniz üzerinde uçabilme özelliği, çevredeki bitki örtüsünün zenginliği, doyumsuz güzellikteki Ölüdeniz manzarası, denize sıfır inen tatlı bir eğim ve daha pek çok nedenle Babadağ, rakipsiz bir yamaç paraşütü merkezi konumundadır.

Fethiye'de Yamaç Paraşütü

Diving (Dalış): Fethiye'de çok sayıda dalış okulu ve kulübü tarafından dalış turları düzenlenmektedir.

Rafting: Seyahat Acentaları tarafından Eşen çayı ve Dalaman Çaylarında rafting ve kano hizmeti verilmektedir.

MÜZELER

Fethiye Müzesi: 1960’lı yıllarda depo müze olarak kurulan Fethiye Müzesi 1987 yılında yeni binasının inşa edilmesiyle teşhir–tanzim yapılarak ziyarete açılmıştır.

Arkeolojik Eserler Salonu ve Etnografik Eserler Salonu olmak üzere iki teşhir salonu vardır.

Arkeoloji bölümünde seramik eserler, heykeller yer almaktadır. Bunların içinde Likçenin çözümünde önemli bir rol oynayan bir trilingual (üç dilde) stel, Kumrulu Genç Kız heykeli de bulunmaktadır.

Etnografik bölümde yöreye has el dokuma örnekleri, dastar tezgâhı, gümüş takılar sergilenmektedir.

Açık teşhirde ise büyük taş eserler, lahitler, Izraza Anıtı teşhir edilmektedir.

NE ALINIR?

Fethiye Çarşı ve pazarlarında, yöre köylülerinin dokuduğu kaya halıları, üzümlü motifli destarları, yün ve kıldan yapılan kolonlar, heybeler ve çuvallardan, Karaçulha kilimlerinden alınabilir.

FETHIYE TARİHİ

Fethiye’nin antik dönemlerdeki ismi; Telmessos. Bu kentin Likya ve Karya uygarlıklarının sınırında İ.Ö. 5. yy. da kurulduğu biliniyor. Günümüze ulaşan kalıntılardan, Helenistik ve Roma dönemlerinde kentin oldukça zengin ve yüksek bir kültüre sahip olduğu ve tanrı Apollon’a adanmış ünlü bir kehanet merkezi olduğu anlaşılıyor. Antik Telmessos’un Likya’ya özgü kaya mezarları, lahitleri, kale ve tiyatrosu bütün görkemiyle Fethiye’yi süslüyor.

Fethiye ve Antalya arasında uzanan Teke Yarımadası antik dönemlerde Likya olarak adlandırılmış. Anadolu’nun yerli halklarından olan Likyalılar, Homeros’un ünlü İlyada’sında ve Kadeş Savaşını sona erdiren tarihin ilk yazılı antlaşmasında, denizci bir ulus olarak tanımlanmış.

Fethiye’nin simgesi olarak kabul edilen Amintas Mezarı, limandan kenti çevreleyen tepenin eteklerinde muhteşem görüntüsüyle göze çarpıyor. In Antis planlı, İyonik bir tapınak cephesine sahip olan mezar, Helenistik dönemde 4. yy da Telmessos kentinin yöneticisi olduğu sanılan Kral Amintas’ın anısına inşa edilmiş.

Kentin içinde Likya tipi birçok lahit mezar örneğine rastlamak mümkün. Bazılarının üzerinde Likya dilinde yazılmış kitabeler mevcut. Özellikle Hükümet Konağının bahçesinde bulunan lahit, üzerindeki savaşçıları betimleyen kabartmaları ile dikkat çekiyor.

Kale, kent akropolünde, Roma döneminde inşa edilen eski duvarların üzerine 11. yy da yapılmış. Rodos’lu Şövalyelerin Fethiye’yi bir deniz üssü olarak kullandıkları 15. yy da bir onarım gördüğü biliniyor.

Telmessos antik tiyatrosu ticari iskelenin hemen arkasında, Fethiye kent merkezinde bulunuyor. Tipik bir Roma özelliği gösteren tiyatronun 2. yy da daha önceden Yunan tarzında yapılmış başka bir tiyatronun üzerine inşa edildiği biliniyor. 1993 yılında Fethiye Arkeoloji Müzesi tarafından yapılar kazılarla ortaya çıkartılan yapının, oturma ve sahne bölümlerinin restore edilmesi için çalışmalar sürdürülüyor.

Arkeoloji ve Etnografya bölümlerinden oluşan Fethiye Müzesi ilçe merkezinde hizmet veriyor. Müzede, erken Likya, Pers, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma eserlerin yanında, yöre kültürüne özgü tipik el sanatlarının da örneklerini görmek mümkün.

Fethiye Belediyesi ve Müze Müdürlüğünce yürütülen bir proje kapsamında, restore edilecek antik tiyatronun çevresinde hizmet verecek modern bir hizmet binası ile bir açık hava müzesinin oluşturulması için çalışmalar sürdürülüyor. Projenin tamamlanmasından sonra yeniden biçimlenecek olan kent merkezinin, doğal ve kültürel çevrenin korunarak yaşatıldığı örnek bir alana dönüşmesi amaçlanıyor.

Geçmişte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasında tarih İ.Ö. 2. binlerin gerisine kadar uzanıyor. Gerçekte Likyalıların Hititlerle birlikte Kadeş Savaşına katılmış olmaları, onların Anadolu’nun en eski yerli halklarından olduklarını gösteren en önemli işaret. Süreç içinde Likya, Persler, Büyük İskender, Romalılar ve Bizanslılar tarafından işgal edilmiş fakat asla teslim alınamamış. Likya’yı ve onun önemli kentlerini keşfetmek isteyenler için Fethiye en uygun merkez konumunda. Organize turlar ya da kendi çabanızla önemli Likya kentlerine Fethiye’den ulaşmak çok kolay...

Tlos

Fethiye’den 28 km uzaklıktaki Tlos, Hititlerin Dlawa olarak tanımladıkları ve Likya’nın 19. yy kadar varlığını sürdüren en eski yerleşimlerinden biri. Likya Federasyonunun “spor kenti” olarak biliniyor ve mitolojik kanatlı at Pegasus ile onun kahramanı Belleforontes’in burada yaşadığına inanılıyor. Akropol, Kanlı Ali Ağa’nın Sarayı, Stadyum, Gymnasyum, Palaestra, Hamam, tiyatro, Belleforontes’in mezarının bulunduğu nekropol Tlos’tan günümüze ulaşan yapılar.

Fethiye’ye 40 km. uzaklıktaki Tlos antik kentine Fethiye-Antalya yolu üzerinde 22 km sonra Kemer Bucağı’na sapıp, şehir içinden sağa dönerek (Çatallar Köyü yolu) 12 km’lik bir yolla ulaşılıyor.

Ören yeri Saklıkent’e de 8 km uzaklıkta ve Yaka Köy’ün yanında. Önünde Osmanlı yapısı bir kalenin gizlediği kentin akropolü dik bir tepenin üzerinde bulunuyor. Kalenin altında Lykia duvar kalıntıları, güneyde ise Roma dönemi surlar görülüyor. Lykia kaya mezarları; hamam, paleastra ve gymnasion kalıntıları ile çok iyi korunmuş durumda tiyatrosu gezilebiliyor.

Bellerephontes’i kanatlı atı Pegasus ile savaşırken resmeden süslemeler ören yerinde gezintiyi ilginç kılıyor.

Ören yeri girişinde çınar ağaçlarının serinliğinde çay bahçeleri sıralanıyor. Soğuk bir şeyler ve özellikle bol köpüklü yayık ayranı içebilirsiniz.

Yaka Köyüne kadar gelmişken Yaka Park’ta bir mola verebilirsiniz. Yaka Park, Yaka Köy’den 1 km yukarıda. Kaş, Kalkan, Fethiye çıkışlı jeep safaricilerin durak noktalarından biri olan Yakapark’ta anıt olmuş ağaçlar, kademeli teraslar, havuz, su kanalları, hamaklar, kerevetler, taş masalar ve köşkler çevreye uyumlu olarak yerleştirilmiş Yakapark işletmecileri tarafından. Sacta gözleme yapan köy kadınları, masalar arasında dolaşarak ötüşen horoz ve tavuklar ilgi çekiyor. Bahçenin ortasına kurulu ızgarada etler pişiriliyor, mısır ununda alabalık kızartılıyor. Turizmciler yaratıcı olmalı. Yaratıcılığın hoş bir örneğini göreceksiniz. Balıklı Bar, Yakapark’ın başka hiç bir yerde görülemeyecek animasyonu. Barın tezgahı taştan yapılmış ve kenarından buz gibi suyun aktığı bir kanalet geçiyor. İçinde de alabalıklar dolaşıyor kanaletin. Alabalıklar insana alışık sanki. Sevilmekten okşanmaktan hoşlanıyorlar, kaçmıyorlar.

Cadianda

Cadianda antik kenti, Fethiye ilçe merkezinden 20 km uzaklıktaki Üzümlü yakınlarında bulunuyor. Antik dönemlerin Cyclop (Kiklop) duvarlarının dünyadaki en güzel örneklerinden sayılan yapılar, spor kompleksi, tiyatro, Heroon diye adlandırılan tapınak tipi anıtsal mezar ve agora Cadianda’da günümüze ulaşan görülmeye değer yapılardan birkaçı.

Pınara:

Likya’nın “güzellikler merkezi” olan Pınara’ya , Fethiye – Kaş karayolundan Minare Köyüne giden yoldan ulaşılıyor. Güvercin yuvası biçiminde yuvarlak bir tepenin yamacına kazılmış sayısız mezarın görüntüsü gerçekten heyecan verici. Kalp biçimli hazırlanmış sütunların çevrelediği ve tanrıça Afrodit’e adanmış kalp planlı bir tapınak belki de Pınara’yı görülmeye değer kılan en ilginç yapı.

Xanthos

İ.Ö. 546 da Perslerin işgali sırasında halkının teslim olmayarak tarihin ilk toplu intiharını gerçekleştirdikleri yer olan Xanthos, Likya Federe Birliğinin ilk siyasal başkenti olarak biliniyor. Türkiye’nin en güzel antik kentlerinden birisi olan Xanthos, Fethiye – Kaş karayolu üzerindeki Kınık Köyünün hemen yanında bulunuyor. 1838 yılında İngiliz araştırmacı Charles Fellows tarafından kazılan kentten taşınan “Nereidler Anıtı” ve Likya sanatının diğer benzersiz örnekleri halen Londra’da British Museum’da sergileniyor.

Letoon

Tarihsel kaynaklara göre Tanrıça Leto’ya adanarak kurulan Letoon, Likya Federe Birliğinin “kutsal kenti” ve “ dinsel merkezi”. Likya’nın bütün kutsal törenlerinin burada yapıldığı biliniyor. Leto, Artemis ve Apollon’a adanan 3 tapınak yapısı, nympheus, Bizans döneminden kalma kilise yapıları, agora ve Tiyatro’daki arkeolojik kazı çalışmaları Fransız kazı heyeti tarafından sürdürülüyor.

Ölüdeniz (Blue Lagoon)

Yüzme ve su sporları için kristal berraklığında turkuvaz renkli denizi, bembeyaz kumsalı ve gökyüzünden hiç eksik olmayan güneşi ile dünyanın gözdesi Ölüdeniz’i keşfedin... Durgun suyu ve korunaklı yapısıyla Ölü bir denize benzeyen lagün, Kumburnu Ulusal Parkı ve Belcekız Plajı size kolayca doyamayacağınız doğal bir cennet manzarası içinde tatil olanağı sunuyor. Fethiye’den Ölüdeniz’e çamlar arasından giden yol 14 km. Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu’dur. Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir, kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde kumun kırdığı ışık turkuaz bir renk verir. Ölüdeniz’e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici tukuazı zenginleştirir. Belcekız adı da bir efsaneye dayanıyor. Eski çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış. Bir gün yaşlı bir kaptanın genç, yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı görür. Görür görmez de vurulur. Kızın yüreğine de ateş düşer. Ama delikanlı suyu alıp dönmek zorundadır. Gemi uzaklaşıp gider. Belcekız hep kıyıyı, sevgilisini kollar. Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir. Böylece görüşür, sevişirler. Bir gün gemi buralardan geçerken fırtına patlar. Genç, babasına burada korunaklı, havuz gibi bir koy olduğunu söyler. İhtiyar kurt ise oğlunun gönül macerasını bilmektedir. Oğlunun sevgilisini görmek uğruna gemiyi parçalamayı göze aldığını sanır. Dalgalarla birlikte kavga da büyür baba oğul arasında. Gemi tam kayalıklara çarpacakken kaptan bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve dümene yapışır ki durumu görür. Deniz dönerek çarşaf gibi bir koya girmektedir. Oğlan orada ölür. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da kendini kayalardan atıp ölür. İşte o gün bu gündür kızın öldüğü yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere Ölüdeniz denir. Günün ilerleyişine göre rengi değişip duran deniz belki de bir oğlana bir kıza yanmaktadır. Ölüdeniz'de yeterli otel ve lokanta bulacaksınız. Kumsalda şemsiye kiralanıyor. Büfeler de var.

Kelebekler Vadisi

Pieri Rapos, Euglapia Quadripunctia, Danaus Chtsippus ve diğerleri. Derin bir vadinin tabanında yer alan Kelebekler vadisi Fethiye’nin en güzel koylarından birisi... Vadide İlkbahar aylarından başlayarak yılın büyük bölümünde Jersey Tiger (kaplan Kelebekleri) nin de aralarında olduğu 40 dan fazla tür kelebeği gözlemlemek mümkün. Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. 1995’in 8 Şubat’ında 1. derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca, milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor. Önce bunu fark edemiyorsunuz, doğal görüntü böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor. Kelebekler Vadisi’ne gitmek için önce Ölüdeniz’e gideceksiniz, oradan kiralayacağınız veya dolmuş usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin kumsalına ineceksiniz. Gece isteyen uyku tulumuyla bir köşede uyuyabilir, istemezseniz geldiğiniz tekne ile geri döneceksiniz. Burada konaklama tesisi yok. Kumsalda bir kır lokantası kuruluyor yazları. Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına tırmanmayı denemesinler. Birinci şelaleye kadar çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin olağandışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam ederlerse yukarıda söz ettiğimiz manzarayı görecekler.

Saklıkent Gorge

Saklıkent, Fethiye’nin hemen arkasında, yüksek Toros Dağlarından gelen coşkun suların aşındırması ile oluşan bir doğal güzellik. Sıcak yaz günlerinde kanyonda sular içinde yapacağınız bir yürüyüşle serinleyecek, yöre mutfağından örneklerin ve taze alabalıkların sunulduğu restoranlarda yemek keyfini yaşayacaksınız. 300 mt derinliğinde ve 18 km uzunluğundaki kanyon, fotoğraf meraklılarının da gözdesi. Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 km sonra Tlos’a, 21 km sonra da Saklıkent’e ulaşılıyor. Kayadibi köyünü geçiyor ve kanyon girişine çıkıyorsunuz. Girişde aracınızı bırakıyorsunuz. Kanyon girişi için ücret ödeyeceksiniz. Eşen çayı, kanyonun 100 m. içinde patlayarak çıkıyor yeryüzüne. Çay yaz-kış öylesine deli akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün değil. Çayın üzerine kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulmuş. İskeleden tek sıra ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz. Dilerseniz buz gibi suyu aşarak karşı kıyıya geçip , kanyonun derinliklerine doğru ilerleyebilirsiniz. Suyun dibi çakıllı taşlı olduğundan lastik ya da bez ayakkabınızı yanınıza almayı unutmayın. Kanyon kimi zaman daralarak, kimi zaman engebeli bir biçimde 18 km sürüyor. Sonuna kadar gitmek zor. Yazın sıcak günlerindeki serinlik hoş ama rutubet öylesine fazla ki. Yürüyüş uzadıkça keyfi kaçıyor. En iyisi birkaç yüz metre gidip dönmek.

GEMİLER KOYU

Kaya Köyünün arkasındaki tepeyi aşarak gelen yol, sizi zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrelenmiş bir başka güzelliğe, Gemiler Koyuna ulaştırıyor. Gemiler Koyunun tam karşısındaki kaplı St. Nicholas (Gemiler Adası) na bir tekne ile geçebilir ve Bizans döneminden kalma kalıntıları görebilirsiniz. 1990 yılında bir Japon Arkeoloji heyetinin Fethiye Müzesi ile birlikte başlattığı kazılarda gün ışığına çıkartılan buluntulardan, adanın erken Hıristiyanlık döneminde önemli bir ziyaret merkezi olduğu ve denizler azizi Nicholas’ın bu adada yaşadığı anlaşılıyor.

GÜNLÜKLÜ ( KÜÇÜK KARGI)

Orman içi dinlenme kampı olarak kullanılan Günlüklü, Latince Liquidi-Ambar Orientalis olarak adlandırılan Günlük (Sığla) ağaçlarıyla kaplı bir ulusal park. Çadır tatili ve günübirlik piknik için her türlü olanağa sahip olan kampingin şirin bir plajı da var.

KATRANCI

Fethiye – Muğla karayolunun 15. km sinde çam ağaçlarının denizle kucaklaştığı, irili ufaklı koylarla çevrelenmiş olan Katrancı da bir Orman içi dinlenme kampı olarak hizmet veriyor. Çadır turizmi – kampçılık için ideal olanaklara sahip olan Katrancı parkında günübirlik piknik yapmak da mümkün.

GEBELER KAPLICASI

Tlos hamamlarını hatırlatan Gebeler Kaplıcası, birçok hastalığa şifa veren yüksek Klorin ve sülfat içerikli termal su kaynaklarıyla bölgenin ilginç bir sağlık merkezi. Yaklaşık 15 mt derinlikteki kuyulardan alınan termal suyun romatizma ve çeşitli cilt hastalıklarının tedavisinde yarar sağladığı söyleniyor.

Fethiye’de sahilden dağlara ve yaylalara uzanan farklı kültürler, birbirleriyle kucaklaşıp yöredeki yaşama renk katıyor. Tipik bir Fethiye fotoğrafında bir yörük ile bir balıkçının kolayca bir araya geldiklerini görmek mümkün. Yöredeki müzik, halk dansları, yerel mutfak ve el sanatları gibi folklorik değerler, Türkiye’nin diğer bölgelerinden farklılıklar gösteriyor.

Kaya Halısı: Yüzyıllardır el tezgahlarında göz nuru, el emeği ile dokunan Kaya Köyünün halıları, özellikle özgün desenleri, renkleri ve kök boyası tekniği ile ilgi çekiyor. Dastar: Üzümlü Köyüne özgü bir el dokuması sanatı ürünü olan dastar, pamuklu iplikten düz ya da beyaz üzerine beyaz desenli olarak geleneksel tezgahlarda dokunuyor. Dastar kumaşından hazırlanan çeşitli ürünleri, Fethiye’nin her yerindeki alışveriş merkezlerinde bulmak mümkün. Kilim: Özellikle heybe ve yaygı olarak kullanılan, yöreye özgü çizgilere sahip Kilimler, Fethiye’nin Seydiler, Atlıdere, Karaçulha ve Eldirek Köylerinde geleneksel yöntemlerle ve el tezgahlarında dokunuyor. Kolan: İnce ve uzun kuşaklar biçiminde çeşitli renk ve desenlerde dokunan Kolan dokumacılığı da Fethiye bölgesine özgü kültürel öğeler taşıyan bir el sanatı

KAYA KÖYÜ – KÜLTÜRLER MOZAİĞİ

Tarihi Fethiye Kalesinin arkasından güneye doğru giden dağ yolunu izlerseniz, 7 km ötede Anadolulu Rumların 1922 yılına kadar yaşadıkları büyüleyici bir yerleşim yerine ulaşırsınız. Geçmişte Kaya Köyü, “Levissi” olarak isimlendirilmişti. 1922 yılında iki ülke arasında yapılan bir nüfus değişimi anlaşması gereği, Trakyalı Türkler ve Anadolulu Rumlar karşılıklı olarak yer değiştirmişler, ancak bu bölgeye gelen Trakyalı göçmenler çevre koşullarına uyum sağlayamadıkları için, köyü kısa sürede terk etmişlerdi. Kaya Köyü, 1923 yılından buyana terkedilmiş bir “hayalet kent” görüntüsüyle ziyaretçilerini ağırlıyor.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği ve Türkiye Mimarlar Odası tarafından yürütülen bir proje kapsamında, köyün iki büyük kilisesi, bir okul ve birkaç konutun restorasyonu için 2000 yılı yazında çalışmalar başlatıldı. Binlerce terk edilmiş konutun yanında, kiliseleri, şapelleri, okulları çeşmeleri, iş atölyeleri, hastanesi ve kütüphanesiyle Kaya Köyünün restorasyondan sonra bir kültür varlığı olarak korunması ve uluslar arası “dostluk ve barış köyü” olarak kullanılması için her kesimden sıcak destek geliyor. Fethiye’nin dağları ve ormanlarının hemen hepsi, muhteşem görüntüler içinde bozulmamış, doğal koruma ortamında, zengin bir kültür, flora ve fauna çeşitliliği sunuyor.

Yüzyıllardır yaşanan bir gelenek olan yayla göçleri, günümüzde de sürüp gidiyor. Göçebe ve yarı – göçebe yöre halkı sıcak yaz aylarını sahildeki yerleşimler yerine, yükseklerdeki serin yaylalarda geçirmeleri, bölgedeki kültürel yapının çeşitliliğinin güzel bir örneği...

Fethiye’den yaklaşık 80 km uzaklıkta Toros Dağlarının üzerindeki Seki ve Girdev Yaylaları, atları ve Ardıç Ağaçlarıyla muhteşem görüntülere sahip. Boğalar Köyünde yayla kültürünün ilginç örneklerinin sergilendiği “Yörük Müzesi” ise gerçekten görülmeye değer...

Fethiye’de keyifli bir tatil geçirmeniz için kamu ve yerel yönetimler ile sivil kuruluşlarımızın hizmetlerinden yararlanabilirsiniz.

GENEL BİLGİLER FETHIYE

Fethiye, kelimelerle anlatılamayacak kadar güzelliklerle dolu bir Akdeniz ilçesidir. Eğer bir doğa tutkunuysanız ve yaşamınızda yeni ufuklar keşfetmek için sabırsızlanıyorsanız, tatiliniz için mükemmel bir seçim fırsatınız var. Fethiye’nin doğal cennetinde birbirinden şirin irili ufaklı koyları, kumsalları, adaları, sıcak iklimi ve bereketli toprakları ve Toros’ların yeşil çam ormanlarının görüntüsü sizi bekliyor. Işıklar kentinde, tatil keyfinizin bir coşkuya dönüştüğünü hissedecek, tarih ve kültürün çevredeki doğal güzelliklerle nasıl bütünleşip renklendiğinin tanığı olacaksınız. Fethiye, Türkiye’nin güneybatısında Akdeniz’in Ege ile buluştuğu kıyılarda, Uluslar arası Dalaman Havalimanına 50 km uzaklıkta yer alıyor. Diğer merkezlerle karayolu ulaşımının kolaylığı, yılın her ayında yolculuğunuzun zevkli ve rahat geçmesini sağlıyor. Doğal limanı ve marinası, deniz yolculuğunu seçenler ve yatçılar için bütün olanaklara sahip. Fethiye’nin 35 km yakınındaki Göcek Koyu ve marinaları da son yıllarda Akdeniz’in yatçılarının en sevdiği uğrak yerleri... Eşen Yaylasından başlayarak bütün bölge, Toros Dağlarının güneybatıdaki yükseltileri ve çam ormanları ile kaplı. Bu dağların kıyılardaki yüksekliği 2000 mt ye kadar ulaşıyor. Sıcak yaz günlerinde, mavi gökyüzünün altında, çam ormanlarının hemen arkasındaki yüksek tepelerdeki kar manzaraları gerçekten de görülmeye değer. Dağların yamaçlarında, çam ağaçlarının yanı sıra kekikten ada çayına, turunçgillerden Günlük (Sığla) ağaçlarına kadar binlerce bitkinin bulunduğu zengin bir flora örtüsü Fethiye’nin ayrı bir özelliği... Bölgede yaklaşık 100 hektarlık bir alanı kaplayan Günlük ormanı ideal bir kamp ve piknik alanı olarak kullanılıyor. Günlük (Sığla) ağaçlarının reçinemsi yağı eczacılık ve kozmetik sanayiinde kullanıldığı gibi, bu ağaçların kurumuş kabukları da antik dönemlerden bu yana yörede tütsü malzemesi olarak önem taşıyor.. Fethiye, tipik Akdeniz iklimi özelliklerine sahip. Sıcak yaz günlerinin ortalama sıcaklığı 30° C. Zaman zaman yağışlı geçen kış aylarında ise bu değer 12° C dolayında. Kış aylarındaki deniz suyu sıcaklığı ise 17° C nin altına düşmüyor. Verimli ve bereketli topraklara sahip olan Fethiye ovasında tarım en büyük gelir kaynağı. Bundan dolayı çevredeki diğer turizm merkezlerinin aksine, Fethiye’de yaşam yaz sezonu dışında da hareketliliğini sürdürüyor. Sera ve bahçe tarımıyla birlikte, pamuk, susam, tütün ve anason gibi endüstriyel tarım ürünlerinin üretimi ilçe ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Yıllık yaklaşık 250.000 ton dolayında sera ve tarla domatesi üretilerek yurt içi ve dışındaki pazarlara sunuluyor. Arıcılık ve bal üretimi de oldukça yüksek bir potansiyele sahip. Fethiye’nin bir başka zenginliği ise, dünyanın 4. büyük Krom rezervine sahip maden yataklarıyla, Türkiye’nin önemli bir Krom ihracat merkezi olması. İklim koşulları, hemen bütün sebze ve meyvelerin yetiştirilmesine olanak sağlıyor. Her hafta Salı günleri üreticiler ile tüketicileri doğal bir alışveriş ortamında bir araya getiren ilçe pazarı gerçekten de görülmeye değer. İlçedeki alışveriş merkezleri de gün boyunca turistlere ve yerli halka hizmet veriyor. Merkezdeki Paspatur Çarşısı halı, deri, kuyum, tekstil ve diğer hediyelik eşya mağazalarıyla, Osmanlı döneminden kalma camii ve eski hamamın çevresinde “eski kent”i günümüze taşıyor. Çevredeki doğal, tarihsel ve kültürel değerlerle tanışıp bir dinlenme anında Paspatur’da bir cafe’de kahvenizi ya da çayınızı yudumlarken, görülmeye değer zenginliklerle dolu bir “Işıklar Kenti”(Land of Lights)' ni keşfetmenin mutluluğunu yaşayacaksınız.

ALTERNATİF ETKİNLİKLER

Fethiye, çevresini sarmalayan antik kentleri ve doğal güzellikleri ziyaret etmek isteyenler için “gizemli Likya” nın en ideal merkezi konumunda. Keza, Efes, Pamukkale, Antalya, Patara ve Dalyan gibi Türkiye’nin diğer turistik değerlerine de oldukça yakın. Fethiye’deki tatiliniz sırasında, plajlarda güneşlenip yüzmenin dışında birçok değişik etkinliklerden yararlanabilir, hobilerinizi geliştirebilirsiniz.

Paragliding: Yamaç Paraşütü

1975 mt yüksekliğindeki Babadağ’dan Ölüdeniz’in muhteşem görselliği eşliğinde deneyimli bir pilotla birlikte tandem atlayışınız 30 – 40 dakikalık bir uçuştan sonra Belcekız Plajının beyaz kumları üzerine yumuşak bir inişle tamamlanıyor. Otelinizden havalanacağınız piste, 45 dakika kadar süren bir jeep yolculuğu ile ulaşıyorsunuz. Paraşütünüzü taktıktan sonra yapmanız gereken; pilotunuzla birlikte birkaç adım koşmak ve kendinizi mavi gökyüzüne bırakmak. Artık rahatlayın ve gökyüzünde özgürlüğü fotoğraflayın. Adrenalin ve mavi özgürlük. Siz de yaşayabilirsiniz...

Diving: Sualtı dalışı

Denizdeki yaşam, balıklar, ahtapotlar, kabuklular, yunuslar, mercanlar ve değişik türlerde bitki ve diğer canlılardan oluşan renkli bir çeşitliliğe sahip. Fethiye’deki dalış acentalarının organize ettiği günübirlik ve haftalık turlara katılarak deneyim kazanabilir ve usta eğitmenlerden sertifika kursları alabilirsiniz. Sağlık sorunu olmayan herkesin bir dalgıç rehber – balıkadam eşliğinde kolayca yapabileceği bu spor, ilk denemenizden sonra vazgeçemeyeceğiniz bir tutkuya dönüşecek...

Trekking—LİKYA YOLUNDA YÜRÜYÜŞÜ

Trekking, Fethiye’nin zengin florasını tanımak isteyenler için önerilen en iyi tatil türlerinden biri. Antik dönemlerde, Likya kentlerini birbirine bağlayan patikalar zinciri, “Likya Yolu” olarak adlandırılıyor. “Likya Yürüyüş Yolu” nun başlangıç noktası Ovacık Köyünde Babadağ’ın eteği. Bu etkinlik için yalnızca standart yürüyüş malzemesine ihtiyacınız olacak. Her 100 metrede bir karşılaşacağınız yön levhalarını izleyerek yürüyüşünüzle ilgili gerekli bilgileri edineceksiniz. Yolunuz üzerindeki küçük dağ köylerine uğrayacak, sıcak ve dost insanlarla ve onların yarı – göçebe yaşantılarıyla tanışacaksınız. Fethiye ile Kaş arasında ve hatta Antalya’ya kadar uzatabileceğiniz yürüyüş, Likya Yolu’nun birinci bölümünü oluşturuyor. Faralya (Uzunyurt) Köyü, Dodurga, Pınara - Letoon – Xanthos antik kentleri ve Patara bu bölümün uğrak yerleri arasında. Fethiye – Marmaris yönündeki ikinci bölüm ise, Dalyan’ın ünlü kaplumbağa plajına da ziyaret olanağı sağlıyor. Likya Yolunun muhteşem doğal ortamında yapacağınız yürüyüş yaşamınıza büyük renk katacak...

Su Sporları

Wind - surf, su kayağı, jet - ski, parasail, ringo, ve diğerleri... Bir yandan spor heyecanı, diğer yandan eğlence. Fethiye kıyılarında su sporlarının her türüne sahipsiniz.

Kano – Kayaking

Eşen çayı üzerinde kısa bir eğitimden sonra kano ile akıntı yönünde kürek kullanmak hiç de zor değil. Okaliptus ağaçlarının gölgesinde ilginç manzaralarla karşılaşacağınız bu keyifli yolculuk, 18 km uzunluğundaki Patara kumsalında sona eriyor.

Binicilik

Kaya Köyünün çevresinde atla gezinti, size başka bir heyecan tattıracak. At sırtında yaşayacağınız keyifli yolculuk, Ovacık’tan başlıyor ve sizi orman içi patikalarıyla Kaya Köyüne ulaştırıyor. Fethiye, Anadolu’nun heybetli Toros Dağlarının Akdeniz’e sevdalanıp eteklerine bereket saçtığı, mavinin yeşile, kelebeğin mercana, müziğin dansa, yörüğün balıkçıya dönüştüğü, tarih boyunca ışığın ve suyun coşkulu ritmiyle yükselen kültürlerin dostluk ve barış içinde yaşadığı benzersiz bir tatil yöresidir. http://www.hemenrezervasyon.com/

About Antalya

The Pearl Of Mediterranean. World Known Tourism Center Of Turkey

Because of the archaeological and natural riches of the area, Antalya is also known as the Turkish Riviera. The sun, sea, nature and history combine to form a very popular resort, highlighted by some of the cleanest beaches in the Mediterranean. The 630km shoreline of the province is liberally scattered with ancient cities, harbours, memorial tombs and beaches, secluded coves and lush forests, many of which are easily accessible from the city.

With its palm-lined boulevard, internationally-acclaimed marina, and old castle with traditional architecture, all set amidst a modern city, Antalya is a major tourist centre in Turkey. In addition to the wide selection of hotels, restaurants, bars, nightclubs and shops, the city also plays host to a number of sporting events throughout the year, like International Beach Volleyball, triathlon, golf tournaments, archery, tennis and canoeing competitions. The Cultural Centre, which opened in 1995, hosts cultural and art events in the fields of music, theatre, and creative arts. The main area of interest in the city is central old quarter within the Roman walls, known as Kaleici, and there are many good museums.

Districts: Akseki, Alanya, Elmali, Finike, Gazipasa, Gundogmus, Ibradi, Kale, Kas, Kemer, Korkutali, Kumluca, Manavgat and Serik are all towns in the province of Antalya.

Akseki: After Alanya, Akseki is the oldest district in the province of Antalya, and has an appearance that befits its location in the rugged Taurus mountains, in a forested and very rocky area. The history of Akseki extends back to the Roman era, when it was known as Marla (Marulya), and has been continually inhabited until the present day. The developments in the tourism sector in the Antalya region in recent years have been seen in Akseki as well. The area is well known for the snowdrop flower, and every years sees local and foreign visitors coming every winter to see these flowers breaking through the snow, as the first sign of spring.
In the Giden Gelmez Mountains, goats are protected and limited hunting is available year-round with the purchase of a license. Another spot frequented by visitors is the trout farming facilities in the villages of Sinan hoca and Gumusdamla. The primary game in the area is mountain goat, rabbit, bear and fox.
Other areas worth visiting are the Goktepe Highland, Giden Gelmez Mountains, Cimi Highland, Irmak Valley and the 340-metre deep Bucaklan Cave, which has only recently been discovered. Buildings of interest are the Ulu Camii and medreses.

Elmali: The exact founding date of Elmali, which is located within the borders of ancient Lycia, is unknown. Excavations to the east at Karatas near the village of Semahoyuk, and to the west in the village of Beyler indicate that the area has been inhabited seen the Bronze Age. Throughout history it has suffered the rising and falling fortune of the Lycian region, being ruled respectively by the Persian, Greek, Roman, Byzantine, Seljuk and Ottoman empires. Tumuluses There are several tumuluses in nearby villages. The first is west of the city in the village of Mugren, on top of which sits a small fortress dating back to the Roman era. Surface-level archaeological research indicates that the area was inhabited in the Bronze Age by various civilisations. Another village to the west, Semahoyuk, has a tumulus but due to the fact that an Ottoman cemetery is located on top of it, no research has been done. The third and largest tumulus is in Beyler, south of the city on the Elmali - Kas road. Excavations conducted here show that the area has been continuously inhabited from the Bronze Age right up to the present time. The items unearthed in the excavations are exhibited in the Antalya Museum. East of the city 6 km from the village of Elmali near the village of Bayindir, there are several tumuluses side by side.
Artifacts dating back to the 7th century BC were unearthed during the excavations. Now on display in a special section of the Antalya Museum, these findings represent a cross-section of life during that era. A statuette of pure silver and two of ivory bear witness to the fact that the art of sculpture in ancient Anatolia had reached a level of some sophistication.
Memorial Tombs There are tombs in Karaburun and Kizilbel. The walls of the King's Tomb in Karaburun, on the Antalya - Elmali road, is decorated with frescoes of scenes of hunting and war. The tomb in Kizilbel is west of the city on the Elmali - Yuvayol road, and is a single room made of limestone blocks.Define Described as the Treasure of the Century, this was discovered in 1984, just north of the Antalya - Elmali road between the King's Tomb and the village of Gokpinar. Consisting of 190 pieces of ancient silver coins, the treasure was smuggled to America by antique treasure thieves. It is still on display in the Boston Museum of Fine Arts as part of a private collection. The Athens Decadrachme, 14 pieces each worth US$600,000, is said to be the world's most valuable treasure find.
Mosques The most interesting mosques in the area include Selcuklu Camii, Kutuk Camii, Sinan-i Ummi Camii, Omer Pasa Camii and medrese.

Korkuteli: Located 67 km from Antalya, Korkuteli is surrounded by Antalya on the east, Burdur to the north, Mugla to the southwest and Elmali and Kumluca to the south. The effects of the Mediterranean climate can be felt here in this region of lakes but the further one goes inland, the more continental the climate becomes with cold winters and hot summers.
3 km west of Korkuteli is the Alaaddin Mosque, only the door of which is still standing. In the same area is the Seljuk religious school which bears the name of its founde,r and was built by El Emin Sinaeddin of the Hamidogullari dynasty in 1319.

Gundogmus: There are numerous ruins of ancient cities in the district of Gundogmus, 182 km from Antalya. The important ruins are those of Hagiasophia city, 7 km north of Guzel Bag Bucagi, but no excavations have been conducted here. There are also the ruins of Asar at Sumene (7 km from the city centre), Kese (2 km east of the village of Senir) and Gedfi (11 km southwest of Gundogmus).
Other places to visit in the area include the Cem Pasa Camii; the ruins on top of Sinek Mountain, 15 km east of the city centre between Gundogmus and Pembelik; and the ruins of Kazayir at Tasagir, on the Gundogmus - Antalya highway.

Gazipasa: Situated 180 km from Antalya, Gazipasa is a charming little town with a beach 10 km long, beautiful forests and turquoise blue coves. Iskele, the site of the Koru and Kahyalar beaches, is an important breeding ground of the caretta caretta turtles. Mostly undeveloped up until the present time, Gazipasa is on its way to being an attractive tourist centre with accommodation, recreation facilities, an airport and yacht harbour still under construction, as well as the natural and historical treasures of the area.
Antiocheia Ad Cragum 18 km east of Gazipasa, and within the village of Guney, these ruins gets its name from the Commagene King Antiochus IV, and are found on the three hills that stretch out towards the sea. It has the ruins of a castle dating back to the Roman and Byzantine era, a column-lined boulevard, agora, baths, victory arch, a church and the city necropolis. The barrel-vaulted memorial tombs with their pre-entrance porticoes are well preserved and reflect a style peculiar to the region.
Adanda (Lamos) This ancient city is located 15 km northeast of Gazipasa, and was founded 2 km north of the present-day village of Adanda, on top of a high and steep hill. It is a walled city with a large tower south of the city gate, and among the ruins are a fountain carved into the living rock and two temples. Other significant ruins are the tombs in the necropolis made of single pieces of carved stone. These remains are a good representation of the culture and art of the mountainous Cilician region.
Nephelis This ancient ruin can be reached by going through the village of Muzkent 12 km out on the Gazipasa-Anamur road and taking the gravel road south for about 5 km. The southern area is surrounded by the sea and steep cliffs. The city consists of the acropolis and the remains of dwellings spread out in an east-west fashion. The only standing structures date back to the Roman and Byzantine periods and include a Medieval Castle, a temple, a musical hall, irrigation system and the necropolis.
Selinus Located on the slopes southwest of Hacimusa Creek by Gazipasa Beach, the ancient city of Selinus is one of the most important cities in the mountainous Cilician region. On top of the hill is the acropolis as well as the walls and towers of a medieval castle, which are fairly well preserved. In the Acropolis, a church and cistern have survived the ravages of time. The other buildings of Selinus are near the beach and on the slopes, among which are the baths, agora, Islami Yapi (mansion), aqueducts and the necropolis. Most of the bones in the Alanya Museum were brought from the Necropolis and allow the workshop in the museum to exist.

Kumluca: Situated on the plane formed by the silt carried down from the mountains by Alakir Creek and Gavur Brook, Kumluca is surrounded by the towns of Finike and Elmali. In the upper reaches of Alakir Creek fed by the springs coming from Onemli Mountains and the Beydaglar Mountains, there are trout and striped mullet.


MUSEUM, HISTORICAL AND CULTURAL ITEMS

Antalya Museum: Founded in 1922 by Süleyman Fikri Erten and housed first in the Alaaddin Mosque in the old city and then in the Yivli Minaret, the museum was later moved to its current location. The museum consists of 12 exhibit rooms and its gardens and open galleries. In these halls the history of Antalya is given in a chronological and instructive fashion starting with the first humans and continuing without interruption to the modern era.

Museum Tel: (+90-242) 238 56 88-89

Kaleici: Today the historical old city of Antalya known as Kaleici (the inner castle) is surrounded by two walls, most of which have fallen down. The inner wall encloses the harbour in a semicircle. As a result of restoration, Kaleici has turned into a major tourist centre with guest-houses, bars, shops and restaurants, and the Roman harbour has been turned into a modern, well-equipped marina. As a result of the restoration work, the Ministry of Tourism was awarded the Golden Apple (Tourism Oscar) in April 1984 by FIJET.

The City Walls: What remains today are a few bastions inside the city as well as Hadrian's Gate and its towers, the large tower facing the harbour and a few pieces of the harbour walls. One of the walls surrounds the yacht harbour and the other the city, almost like horseshoe. One of the remaining towers in the Castle Gate Square is now used as a clock tower. There are four gates in the city walls, which form entrances to the city.

Hadrian's Gate: The only city gate to have survived until the present day is the most attractive of the Pamphylia: Uckapilar (Three Gates), also known as Hadrian's Gate, which is guarded by one tower on either side. Built to honour the emperor Hadrian's visit to the city in 130 AD, the whole gate, except for the columns, is made of pure white marble. The reliefs and carvings are extraordinary.

Old Houses of Antalya: With its hot summers and mild winters, the houses in Antalya are designed to provide protection not against the chill of winter but against the merciless heat of summer. The stone overhangs and courtyards help provide air circulation. The houses in Antalya can be divided into three types based upon the design of the main hall, which also serves as a storage area. The three types are I halls, L halls and U halls. In the design of these houses, great attention was paid to meeting the necessities of daily life, while also providing harmony with nature and the environment.

Perge: Situated 18 km east of Antalya, Perge is in the city limits of Aksu Bucagi. Because of its location on the Cilicia - Pisidia road, it was a vital part of the province of Pamphylia, and was founded around the same time as the other cities in the area (7th century BC). It was an important city for Christians of Perge who had worshipped the mother goddess Artemis. St. Paul and Barnabas visited the city and wealthy benefactors like Magna Plancia had a number of important memorials built here.

Termessos: The ruined city of Termessos, lying 34km west of Antalya in a rugged mountain valley, was founded by the Solymi people, from the interior of Anatolia. Among the important remains are the 4200-seat theatre and the Roman stele that Augustus had built at the beginning of the first century AD. The Odeon, the covered meeting hall, has seating for 600 people. The five inter-connecting underground cisterns were used for the storage of water and olive oil.

Olympos: Lying between Kemer and Adrasan is the ancient harbour village of Cirali, the ruins of Olympos and the site of the Chimaera. The history of Olympos dates back to the 2nd century BC when it was an important Lycian city, although it was empty by the 6th century. The Olympians worshipped Hephaestos (Vulcan) the god of fire, probably connected to the eternal flame, or Chimaera, which still emerges from the mountain. Known also as Yanartas (burning stone), the flame is caused by the burning of natural gas emerging from the mountain. Apart from the ruins, Olympos is well known for its simple treehouse camps, where most tourists stay, and a natural environment thanks to forests and vineyards near to a beautiful beach.

Ariassos: The ancient remains of Ariassos, around 50km from Antalya, are located on a slope and contain baths and rock tombs.

Phaselis: On the coast, 60km south of Antalya, Phaselis was founded by the Rhodians in the 7th century BC, and was known as the most important seaport in Eastern Lycia. On the west of the city is Hadrian's Gate, with shops and baths on either side. The city is accessible both by road and sea.

Limyra: Believed to have been in existence since the 5th century, Limyra is still in existence despite a massive earthquake in the mid 19th century although was emptied in the 7th and 9th centuries after the Arab invasions. The city, which is 11km south, composes of three section; the acropolis, areas of settlement, and necropolis.

Arycanda: Excavations of this city reveal that it probably existed from the 5th century BC, and controlled much of the Arycanda valley. Having survived a destructive earthquake in 240 AD, the city maintained its prominence until the 11th century, and its most important structures still survive today.

Demre (Myra): Demre was one of the most important cities of the Lycian civilisation. 25km west of Finike and 48km east of Kas, Demre was a place of settlement from the 5th century BC. The city was deserted in 9 A.D after the invasions of the Arabs. Rock tombs, theatres and the Church of St. Nicholas (said to be the original Santa Claus) are the most interesting sites in the town today.

Simena (Kale): Receiving its beauty from its history, sea and sun, Simena is accessible from Ucagiz. The submerged city and the ancient remains at the opposite island of Kekova island, make it a worthwhile trip. There are traces of Roman and other civilisations in Simena, the history of which dates back to Lycian civilisation. There is a small theatre carved into the rock, and Roman city walls.

Manavgat Waterfall: Waterfall, which are 3 km. north of Manavgat province, have the same name with province. It composes a valuable to see panorama with its high flow on a wide area although it falls from an amazing height. Just near to the waterfalls, you can picnic in the nature and can eat fresh fish in surrounding restaurants.

Selge: You can reach to Selge, which is an ancient mountain city, near to Köprü Stream (Eurymdon) at south slope of Toroslar, 35 km. north of Serik, from a 14 km. stabilized road with steep bends after Köprülü Canyon National Park. There are engraved rocks, coverin whole slope of the mountain and similar to Fairy Chimneys at Göreme on the road passing from köprülü canyon, which is very rich in connection to natural beauty.

Seleukia: This antique city, which is 23 km. northeast of Side, and one hour away from Sinler Village by foot, is founded by Selevkos. There is a very beautiful natural appearance of the antic city, which is especially adorned with pine forests. From the city, which is placed on a hill, you can see all plains and sea.

Etenna: Which is 29 km. north of Manavgat, is founded on the hill, which is at the upper part of today's Sırt Village. At the top of the city, which is thought as a bishop center during Byzantium period, there is an Acropolis, which is composed of terraces surrounded by ramparts, and at the best preserved and highest slopes of the city. There is a Herron (a tomb for an exalted person) at the south of the city. Basilica, agora, church, hamam and cisterns are important historical ruins other than these.

Aspendos: The ancient city, 48km east of Antalya, is most famous for its theatre, probably the best preserved in Asia Minor. It is still in use today, and stages the annual Aspendos Opera and Ballet Festival every summer. It was the scene of a huge bloody battle between the Persians and the Greeks in 469 BC, and then ruled by the Spartans 120 years later. The city became part of the Seleucid kingdom after the death of Alexander the Great, and then became part of the Roman province of Asia in 133 BC. 
Main structure that makes Aspendos artistic center, is theater. Aspendos Theater is the most undamaged theater, which came today from antic world. Architecture of the theater, which is established at the foot of a small hill, is Zenon, son of Thedoros of Aspendos. Its capacity is 15.000 persons. Its most important characteristic is its great acoustic. Theater is used as caravanserai during Seljukians period. Zig zag motifs on white desks, seen on some parts of stage building are belonging to Seljukian Period. Cavea part of the theater is semi circle planned, and is separated into two with a wide diasoma. A wide gallery, composed of 59 arches, surrounds all along the rear of upper cavea. Special lodges over the entrances at both sides of cavea are reserved for emperor's family and society priestesses. First one of the sitting desks from orchestra belongs to senator, judge and foreign ambassadors, and second one belongs to the notables of the city. Women were generally sit on the upper desks, within part under gallery. Remaining parts is open for all natives of the city. Stage is the most impressive part of the theater.

Sillion: It is founded at north east of Perge, 12 km. inside the sea, at the middle of the plain, on a wide and shallow shaped steep and high hill. Antic city is reached after a 5 km. of road when turned from Eski Yörük Village, at 29th km. of Antalya - Alanya Highway.

Kekova:  It is between Kaş-Demre. It is an ancient submerged city 500 m far from the Üçağız Village in Mediterranean.

Patara: It is on Kalkan-Fethiye road,nearly 10 km before Kalkan and is located at the south.. The colorful ceramics in the center of the city reveal that the history of the city reaches back to 5 B.C. Besides its being the birth place of St. Nicholas,it was one of the most important seaports during the times of Alexander the Great. Three gated city walls,one of which leads to Patara, was constructed by the governor Modestus in 110 . One of the most important remnants is the theater currently buried under the crystal clear sandy beaches of Patara.

Xanthos: Founded on the Xanthos river basin,Xanthos is the biggest and the most ancient city of Lycia. Having being remained independent till the invasions of the Persians in 4292 B.C,Xanthos tried hard to defend against the invasions;however, upon realizing the remote victory the people of Xanthos first murdered their women then commited suicide as a whole.Afterwards 80 family imigrating to the region refounded the city but approximately 100 years later the city was totally destroyed by a great fire. Reesatblished city thenceforth strengtened its connection with west and became an important center.Still the city can not be saved from misfortune. Upon resisting to the taxes of the Roman Brutus, the city was ruined and the people were dragged into war. And Xanthos became the city of catastrophe.

Kaş (Antiphellos): One of the Lycian towns,Kaş took its name from the Greek word "Phellos" meaning stony place. With its well preserved rock tombs and theater, Kaş is a wonderful town on the Mediterranean coast.
Kas was one of the most important cities of Lycia, and is now a small resort with great historical interest. Its quaint town centre has a rocky waterfront, with good beaches nearby. There are watersports available in the area, like canoeing,jet-skiing, diving and paragliding, plus cavern diving, which uses technical equipment to explore the deep and dark caverns. For those who love travelling on the water, the Mavi Yolculuk (Blue Voyage) tours, and other excursions on boats, can be madeto the surrounding islands.

You can click here for further information and resources about every city in Turkey

FETHİYE PANSİYON, ÖLÜDENİZ PANSİYON, FETHİYE APART, FETHİYE PANSİYON APART VE OTELLERİ
EN UYGUN EN EKONOMİK fethiye ölüdeniz çalış otelleri pansiyon apart oteller DİREKT TELEFONLARI www.fethiye-apartoteller.com Fethiye Otelleri Ölüdeniz Otelleri Fethiye Pansiyon Ölüdeniz Pansiyon Fethiye Apart Ölüdeniz Apart Termal Oteller Balayı Otelleri İslami Oteller İstanbul Otelleri Ölüdeniz Otelleri

FETHİYE PANSİYON, ÖLÜDENİZ PANSİYON, FETHİYE APART, FETHİYE PANSİYON APART VE OTELLERİ

Fethiye pansiyon ve Ölüdeniz pansiyon dünyaca ünlü tatil yerleri açısından çok önemli bir yere sahiptir. Ekonomik tatili ve ucuz apart pansiyon ve otelin adresi fethiye pansiyon ve ölüdeniz pansiyon lardır. fethiye pansiyon fiyatları ölüdeniz pansiyon fiyatları fethiye apartları ölüdeniz apartları fethiye apart fiyatları 2016 en uygun ve ucuz tatil arayanlar için idealdir. Fethiye Pansiyonları denize sıfır konforlu ve lüks tatil arayanlar için, Ölüdeniz Pansiyonları ise doğanın ve denizin tadını çıkarmak isteyenler içindir. Fethiye apart ve Ölüdeniz apart 4 kişiye kadar en ekonomik en ucuz tatil fırsatını sunmaktadır. Fethiye apart ve pansiyonları, ölüdeniz apart ve pansiyonları en uygun en ucuz en güzel en doğru tatil yerlerinin başında gelmektedir.

fethiye-apartoteller.com
Adres : fethiye-apartoteller.com fethiye-apartoteller.com - fethiye-apartoteller.com
Telefon : 0 505 029 50 99 Faks : fethiye-apartoteller.com E-Posta : fethiye-apartoteller.com - Fethiye pansiyon Fethiye Otelleri Fethiye apart Fethiye apart Fethiye pansiyon Fethiye pansiyon Fethiye otelleri Fethiye otelleri Fethiye apart Oludeniz Otelleri
836751 Kaynaklar